Geçen, Türkiye’de oldukça büyük e-ticaret operasyonu olan bir arkadaşım aradı. “Özer,” dedi, “aylık 50-60 bin lira sadece içeriğe gidiyor. Fotoğrafçıya 20, videoya 30, metne 10… Dayanamıyorum artık.”
Dedim ki: “Dur, panik yapma. Aç laptop’ını. Sana 5 tane link atıyorum. Aynı işi, bu akşam 500 liraya, bilemedin 1000 liraya hallediyoruz.”
Bir hafta sonra aradı. Dedi ki: “Ya bu neymiş böyle? Delirdim, ekibi küçülttüm. Şimdi çoğu şeyi yapay zeka yapıyor.”
Arkadaşlar, 2026’dayız, uyanın. E-ticarette artık iki tip insan var: Yapay zekaya iş yaptıranlar… ve yapay zekayla yarışanlar. İkinciler kaybediyor.
Bu videoda size, arkadaşıma da verdiğim o 5 aracı göstereceğim. Ayrıca 1 tane de bonus araç var… Bunu videoyu sonuna kadar izleyenler öğrenecek.
Bunlar ChatGPT gibi sadece soru cevaplayıp sizi oyalamıyor. Ürün fotoğrafınızı çekiyorlar. Pazar araştırmanızı yapıyorlar. Satış metninizi yazıyorlar. Video prodüksiyonunuzu hallediyorlar.
Ve neredeyse… bedava.
Ama dikkat edin… Rakipleriniz de bu videoyu izliyor. Onlar maliyeti 10’da 1’e indirirken, siz aynı paraları vermeye devam ediyorsanız…
Anladınız işte.
Telefonunuzu açın, kâğıt kaleminizi hazırlayın. Çünkü bu araçları hemen test etmek isteyeceksiniz.
Ufak bir not: Bu videoda hiçbir sponsorluk yok. Anlatacaklarımın hepsi, benim ticaretimde kullandığım gerçek araçlar. Bu şeffaflığa destek olmak isterseniz… Videoyu beğenip abone olmanız yeterli.
Ben Özer Aksoy. Önümüzdeki 12 dakika hem işinizi iyileştirecek, hem de kârınızı arttıracak. Hadi başlayalım.
Bölüm 1: Görsel – PhotoRoom
İlk durağımız Görsel Dünya. Biliyorsunuz, e-ticarette müşteri ürüne dokunamaz. Fotoğrafa dokunur. Eskiden ne yapardık? Stüdyo kirala, ışıkçı çağır, ürünleri taşı… Hem vakit hem nakit kaybı.
Artık PhotoRoom var. Ama bildiğiniz basit “arka plan silme” uygulamalarından bahsetmiyorum. Bu, cebinizdeki stüdyo.
Bakın burası çok önemli. Bir yapay zeka görsel oluşturuyorsa, ışığı ve gölgeyi ayarlamak zorundadır. Yoksa fotoğraf Photoshop’tan çıkmış gibi durur, müşteri “bana yalan söylüyorlar” der, geri iade eder.
Ekranda görüyorsunuz. Masanın üstünde çektiğim sıradan bir cüzdan fotoğrafı. Sisteme yüklüyorum. “Instant Backgrounds”a tıklıyorum.
Buraya “Lüks mermer masa, sabah güneşi” yazıyorum. Sadece arka planı değiştirmiyor. Cüzdanın üzerine düşen ışığı ve gölgeyi de yeni ortama göre ayarlıyor.
Peki diyelim ki 1 tane değil 100 tane ürününüz var. Hepsini tek tek mi yapacağız? Hayır.
PhotoRoom’daki “Batch Mode” yani Toplu İşlem tuşuna basıyorum. Bakın, saniyeler içinde bütün kataloğum hazır. Fotoğrafçıya vereceğim 20.000 TL cebimde kaldı.
Sonuç? Amazon’da veya sitenizde kullanacağınız o “Hero Image” dediğimiz kaliteli görsel… sadece 15 saniyede hazır. Maliyeti? Fotoğrafçının yol parasından bile az.
Bölüm 2: Analiz – Perplexity AI
Görselimiz hazır. Peki bu ürünü kime satacağız? Pazar ne durumda? Dürüst olalım… Google artık bir “reklam çöplüğü”. Aradığınızı bulmak için 10 tane SEO makalesi okumanız gerekiyor.
Benim yeni araştırma ajanım: Perplexity AI. Bu araç, bize linkler vermiyor. Bize cevaplar ve analizler veriyor.
Mesela 2026’da evcil hayvan kategorisine gireceğim. Google’a değil, Perplexity’e şunu yazıyorum: “Amazon’daki en çok satan kedi oyuncaklarının olumsuz yorumlarını analiz et. Müşteriler neden şikayetçi?”
Bakın ne yapıyor… Reddit’i tarıyor, Amazon yorumlarını okuyor, forumlara bakıyor.
Ve bana diyor ki: “Müşteriler plastik kokusundan ve pillerin çabuk bitmesinden şikayetçi.”
Bakın, cevap veriyor ama beni asıl ilgilendiren şu üstteki küçük numaralar. Bunlar kaynaklar. Tıklıyorum; Reddit’e gidiyor, Amazon yorumuna gidiyor.
Yani ChatGPT gibi “ben biliyorum” deyip sallayan araçlardan değil. Bana kanıt gösteriyor. 2026’da güven paradan önemlidir.
İşte bu “milyon dolarlık bilgi”. Rakiplerinizin zayıf noktasını buldunuz bile. Artık ürünü üretirken neye dikkat edeceğinizi biliyorsunuz.
Bölüm 3: Metin – Claude 3.5 Sonnet
Ürünü bulduk, fotosunu çektik. Şimdi sıra geldi onu satacak metni yazmaya. Yani “Listing”e. Çoğunuz ChatGPT kullanıyorsunuz, biliyorum.
Ama ChatGPT’nin yazdığı metinler bazen çok… nasıl desem? “Ben Google Çeviri’yim” diye bağırıyor. Müşteri okurken, “bir şey ters” diyor.
Müşteri translate çevirisi istemez. İnsani bir dokunuş ister. İşte burada sahneye Claude 3.5 Sonnet çıkıyor.
Claude’a ve ChatGPT’ye, “Bu deri cüzdan için duygusal bir marka hikayesi yaz” diyorum.
Sol taraf ChatGPT: “Unlock your potential” gibi robotik laflar… Sağ taraf Claude: Samimi ve bizden.
Ayrıca Claude’un “Project Knowledge” kısmına markamın PDF’ini yüklüyorum. Artık benim markamın dilini ezberledi, tıpkı beni tanıyan bir yazar gibi.
Kullandığı kelimelere, kurduğu bağlara bakın. Sanki karşınızda 20 yıllık bir reklam yazarı var. Amazon SEO kelimelerini yedirirken cümlenin akışını bozmuyor. Daha doğal, daha ikna edici.
Eğer satış metinlerinizin “Google Çeviri” gibi durmasını istemiyorsanız, yazar koltuğuna Claude’u oturtacaksınız.
Bölüm 4: Video Fabrikası – OpusClip & Captions
Ve geldik işin en zor, en çok vakit alan kısmına. İçerik üretimi. “Özer, vaktim yok, edit yapmayı bilmiyorum…” Bu bahaneler 2025’te kaldı.
İçerik üretiminde iki büyük sorun var:
- Uzun videoyu nasıl Shorts’a çevireceğim?
- Kamera önünde rahat değilim, gözüm kaçıyor.
İşte tam bu noktada iki araç devreye giriyor: OpusClip ve Captions. Bunlar benim “Prodüksiyon Ekibim”.
Önce OpusClip. Ben şu an sizinle konuşurken, ya da uçaktayken… bir videonun linkini veya kendisini OpusClip’e atıyorum. Ya da doğrudan Google Drive’ımdan linkliyorum.
Ben bundan bir önceki videomun linkini attım, onu da izlemenizi tavsiye ederim.
Yapay zeka videoyu baştan sona izliyor. “Burada viral potansiyel var” diyor ve bana hazır 10 tane Shorts videosu veriyor. Altyazısı eklenmiş, başlığı atılmış.
Bakın şurada bir puan var: “Virality Score: 99”. Yani yapay zeka diyor ki; “Bu kısım tutar, bunu paylaş.” Müneccim gibi. Ben şimdilik kısa olanlardan birini seçiyorum.
Bu videoların hepsini yapay zeka dakikalar içerisinde hazırladı, sağ olsun.
Tamam, videoyu kestik. Ama bir sorun var: Metni okurken gözüm yana kaydı. İşte burada Captions devreye giriyor.
OpusClip’ten aldığım videoyu Captions’a atıyorum. “Eye Contact” özelliğini açıyorum.
Bakın ne yapıyor… Yapay zeka, ben başka yere baksam bile göz bebeklerimi kameraya kilitliyor. Müşteriyle göz temasını asla kaybetmiyorum.
İşte iş akışı bu kadar basit: OpusClip videoyu kesiyor, Captions düzeltiyor. Size sadece “Paylaş” tuşuna basmak kalıyor.
Bölüm 5: Bonus – ElevenLabs
Ve bonus… Bu, “sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da satmak istiyorum” diyenler için.
Ya hiç kamera karşısına geçmek istemiyorsanız? Ya da “Almanca bilmiyorum ama Almanya Amazon’da satmak istiyorum” diyorsanız? Karşınızda ElevenLabs.
Bu araç sesinizi klonluyor. Siz Türkçe konuşuyorsunuz… Ama videoda sizin sesiniz, sizin tonlamanızla akıcı bir İspanyolca veya Almanca konuşuyor.
Sadece kelimeleri değil, sesimdeki o heyecanı ve tonlamayı da kopyalıyor. Listeye bakın; Japonca, Almanca, Hintçe… Tek tuşla global satıcı oldum.
Düşünün… Tek bir içerikle, 10 farklı ülkeye satış yapabilirsiniz. Dil bariyeri artık yok.
Toplam tasarruf: Yılda 600.000 TL. Bu parayla yeni bir iş bile kurarsınız.
Sol tarafta “Eski Dünya” var: Binlerce dolar masraf, harcanan günler ve stres. Sağ tarafta ise “2026 Dünyası” var: Sıfır maliyet, maksimum hız ve akıllı otomasyon.
Ben bu 5 yapay zekâ ajanını işe aldım. Şimdi gönül rahatlığıyla günlük hayatıma da odaklanabilirim. Biliyorum ki ben uçaktayken, toplantıdayken, hatta uyurken bile dükkanım açık, müşterim mutlu ve videolarım hazırlanıyor.
Bu araçların linklerini alttaki açıklama kısmına bıraktım. Hemen test edebilirsiniz. Sizin favoriniz hangisi oldu? “Bunu kesin deneyeceğim” dediğiniz aracı yorumlara mutlaka yazın.
Bu videoyu begenip kanala abone olursaniz beni motive edersiniz.
Bir sonraki videoya kadar, kendinize, işinize ve vizyonunuza iyi bakın. Hoşçakalın!
